|
แค่ปีกยุง发表:
ทำไมโลกนี้ชั่งโหด ร้ายสำหรับความดี
ทำไมต้องมองผ้าคลุมใหญ่ว่าแรง ทำไม ทำไมว่ะ......
8 月 13 日
|
|
|
แค่ปีกยุง发表:
ภายนอกมองว่าเคร่ง ว่าสรัทธา
บ้างอ้างว่า ทำงานจนเหนื่อยหล้า แต่ทว่า เรานั้นยังห่างไกล... แท้จริงบ่าวคนนี้ความผิดหนัก แต่ทว่าความเมตตาของอัลลออมากกว่าอีก
7 月 14 日
|
|
|
mana yolcusu发表:
Her sene 21 Ağustos yaklaştığında boğazımda bir düğüm, kalbimde bir sızı, vicdanımda bir acı duyuyorum. 21 Ağustos 1969 günü İsrail Arapların gücünü sınamaya çalışmış ve Mescid-i Aksa’yı yakmaya yeltenmiştir.
Golda Meir o dönemde Arapların nefret, üzüntü ve kınama beyanatlarıyla sınırlı tepkilerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Verilen tepki işlenen suçun büyüklüğüne uygun değildi bu yüzden Golda Meir Arapların bir güçsüzlük ve değer yitirme durumunda olduklarını anladı. Eğer Arapların Mescid-i Aksa’nın yakılmasına verdikleri tepki buysa bu demek oluyordu ki İsrail istediği her şeyi yapabilir, istediği kıyımı gerçekleştirebilir. Daha Büyük Bir Suçun Örtbas Edilmesi 21 ağustos 1969’da Mescid-i Aksa’nın yakılması, duvarlarını ve temellerini yıkmak için mescidin altında tüneller kazmaya yönelik İsrail’in uzun vadeli planında kendini gösteren büyük suçunu örtbas etmeye yönelik bir çabaydı. Bu plan, İsrail’in Kudüs’ü işgalinin ertesi günü başladı ve İsrail bu planın işleyişini kolaylaştırmak için mescide bitişik Arap evlerini yıkıp Arapları oralardan uzaklaştırdı. Ancak bu planın tedrici olarak ve sistemli olarak ilerlediği bir gerçek. Zira mescidin altında kazılan tüneller tehlikeli boyutlara ulaştı. Yine basın tarafından radikal olarak vasıflanan ve mescidi yıkmayı planlayan Yahudi grupların varlığına dair kanıtlar mevcut. İsrailli bir vekil, kilisede mescidi yıkma tehdidinde bulundu ve bu tehdidi, mescidin yıkılmasının Araplarla İsrail arasındaki barışı sağlayacak bir kılıf olarak sundu. Görünen o ki; İsrail hala planlarını Arapların 1969 yılında verdiği zayıf tepki üzerinden yapıyor. Araplar Bugün Daha mı Güçsüz? Araplar bugün, İsrail’in 1969’da yaptığı sınavın sonucu hala geçerliliğini koruyacak kadar güçsüz mü? Arapların tepkileri nefret ve aşağılama sözleriyle mi sınırlı kalacak? Arap sistemlerinin daha zayıf ve değersiz bir hal aldıkları şüphe götürmez bir gerçek. Zira onlar bütün güçleriyle İsrail’i memnun etmeye çalışıyor ve İsrail’in güvenliğini muhafaza edebilmek adına halklarına zulmediyorlar. Bu Arap rejimleri, Amerika’yı memnun etmenin yolunun İsrail’in güvenliğini muhafaza etmek olduğunun bilincindeler. Arap rejimleri, Amerika’nın emirlerine boyun eğerek Filistin halkına ambargo uygulanmasına ve aç bırakılmasına ortak olmaktadırlar. Ve bu rejimler Filistin davasından tamamen vazgeçmiş durumdadırlar. Filistin Özerk Yönetimi ise Filistin’i İsrail işgalinden kurtarmayı tamamen unutup Gazze’yi Hamas’ın hâkimiyetinden kurtarmak için savaşır olmuştur. Yine Kudüs davasını görmezden gelip orada Yahudileştirme, kazı ve yıkım planını uygulasın diye onu İsrail’e bırakmıştır. Filistin Özerk Yönetimimin Yaptığı Yenilik Filistin Özerk Yönetimi, yönetimin İsrail’le yaptığı anlaşmaları tanımayanları seçimlere aday olmaktan meneden başkanlık ve meclis seçimleri için çıkardığı kanunla dünyayı hayrette bıraktı. Bu da demek oluyor ki, bu kanuna göre İsrail’i tanımayan aday olma hakkını kullanamaz. Bu hak artık İsrail’i memnun etmeye ve onun Filistin topraklarını işgal etmesini tanımaya bağlı. Bu kanun Filistin’in bağımsızlığı için savaş veren, Kudüs’ün Arap kimliğine ve Filistin’in başkenti oluşuna ve dönüş hakkına sıkı sıkıya bağlı olan direniş hareketini ortadan kaldırma çabasıdır. Bu da, bu kanuna göre Hamas’ın seçimlere girmesinin yasak olduğu ve İsrail adına çalışanların, halkın ve vatanın haklarına sahip çıkan vatanseverleri yok saymaya çalıştıkları anlamına geliyor. Bu yüzden İsrail’in 1969 yılında ulaştığı sonuç hala doğru. Belkide Arap rejimleri bugün İsrail, Mescid-i Aksa’yı yıkacak olsa nefret ve kınama açıklaması sunmaya bile güç yetiremez. Sonuç Doğru Değil Ancak, İsrail bu sonuca bel bağlar ya da aciz, güçsüz Arap rejimlerinin tepkisinin tek tepki olduğunu zannederse tarihi bir hata işlemiş olacak. Arap rejimlerinin hepsi çöküşün eşiğinde ve halk bu rejimlerin İsrail karşısındaki güçsüzlükleri ve Amerika’ya bağlı oluşlarından sıkılmış durumda. Ve İsrail Mescid-i Aksa’yı yıkma planını uygulamaya koyduğunda ya da Yahudi bir gruba onu yıkması için izin verdiğinde bütün bu rejimlerin çöküşüne yardım etmiş olacak. İsrail şunu bilmeli ki, Arapların içinde biriken öfke gün geçtikçe çoğalıyor ve rejimler, patlamak üzere olan bu öfkeyi deşarj edecek alan bırakmıyor. İsrail’in en büyük çıkarı, Amerika’ya bağımlı ve varlığının en büyük hedefinin İsrail’in güvenliğini garanti altına almak olarak gören ve Amerika’ya İsrail’i en iyi onların koruyabileceğini kanıtlamaya çalışan bu sistemlere arka çıkmasında kendini gösterir. Ama halkın öfkesi taşacak ve Amerikan putlarının ve fal oklarının birçoğunun kırılmasına sebep olacak. Kesin olan şudur ki; Mescid-i Aksa’ya yapılacak olan en ufak bir saldırı, patlamanın başlangıcı olacaktır. 1969 yılında Golda Meir’in içine su serpen sonuç, rejimlere nispetle hala doğru ve bu sistemlerin vereceği tepki üzüntü, dehşet ve anlam verememeyi içeren sözlerin tekrarlanmasından öteye geçmeyecek ama şu kesindir ki, halkın vereceği tepki farklı ve bütün beklentilerin üzerinde olacak. Kapsamlı Bir Arap İntifadası Mescid-i Aksa’ya karşı sergilenecek en ufak bir düşmanlık, bölgedeki bütün durumları altüst edecek geniş kapsamlı bir intifadanın başlangıcı olacaktır. Burada belki de olayların gidişatını en iyi görecek olan İsrail olacak çünkü o Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar açısından taşıdığı anlamın -belki Arap yöneticilerden de daha fazla- farkındadır. Şüphe yok ki her Müslüman, mescit İsrail işgali altında kaldığı müddetçe vicdan azabıyla yaşayacaktır ve aslında İsrail’le müslüman âlemi arasındaki savaşın sebebi bu mescittir. Dünya üzerindeki hiçbir Müslüman bu mescit üzerinde pazarlık yapılmasını kabul etmez. Ve yine hiçbir Müslüman İsrail’in bu mescidi işgal etmeye devam etmesini kabul eden hiçbir yönetici ve rejimin yasallığını da tanımaz. Haçlılar Kudüs’ü işgal ettiklerinde olduğu gibi seneler geçebilir –haçlıların Kudüs’ü işgali 80 sene sürmüştü- ama İslam ümmeti gücünü toplayacak ve Kudüs’ü işgalden kurtaracak güçlü cesur bir komutan seçecektir kendine. Eğer İsrail 1969’da olduğu gibi verilen tepkilerin nefret ve kınama sözleriyle sınırlı kalacağını sanıyorsa bu demektir ki, İsrail, tarihi ve gerçekleri nasıl okuyacağını bilmiyor. Ve yine Amerika’ya bağımlı rejimler de kendi güvenlik teşkilatlarının Kudüs’ü müdafaa için patlak verecek olan Arap intifadasını bile kontrol etmekten aciz olduklarını anlayacaklar. Bu rejimler birinci Filistin intifadasını ve Aksa intifadasını kontrol edemeyen İsrail’den bile daha acizler. İsrail Cesaret Edebilir mi? Ama İsrail, Mescid-i Aksa karşısında kendini zarara uğratacak bir düşmanlık sergilemeye cesaret edebilir mi? Yahudi hahamların Yahudi gençliğinin düşünce yapısını oluşturduğuna ve bu gençliği dini ve kültürel açıdan Mescid-i Aksa’nın yerine Süleyman Mabedini kurmaya hazırladıklarına dair birçok delil var. Yeni mabet olmasına izafeten tasarımı tamamlanan binaya ait bazı resimler basıldı. Ve bu bina, Mescid-i Aksa’nın yerinde görünüyor bu resimlerde. Bu yöneliş, bu gün Amerikan idaresini kontrol eden ve Amerikan siyasetini oluşturan muhafazakâr sağcı Hıristiyanlardan büyük destek görüyor. Yine bu mabedin açılışına ilişkin organizasyon, ayin ve kıyafetlerin hazırlanması hakkında bazı romanlar basıldı. Bu da durumun şaka kaldırmayacak derecede ciddi olduğunu gösteriyor. Bu yüzden İsrail’in mescidi yıkma planını görmezden gelmek demek başları kuma gömmek demektir. Bazı dönemlerde basın yayın organlarında Araplarla İsrail arasındaki kavganın sınır kavgası değil de varoluş kavgası olduğunu söyleyen bir cümle tekrarlandı. Ama bu söylem, basın aracılığıyla kitlelere ulaşılabileceğine kesin gözüyle bakanların sayesinde ve rejimlerin kavganın alanını daraltıp, halkı dolandırmaya ve barış anlaşmalarını piyasaya sürmeye yönelmesiyle hayatımızdan silindi. Lakin Barış Olası mı? Araplar İsrail’le barış yapmak istiyorlar ve bütün Arap rejimleri bunu tek stratejik çözüm olarak kabul ediyor. Barış karşıtı olanları kendilerini ifade etmekten ve siyasi katılımdan men edecek seviyeye vardıran sistemler de var. Ama acaba İsrail, tuzakları ve bundan elde edeceği kazancı ne kadar büyük olursa olsun barış istiyor mu? Amerikan –İsrail söyleminin incelenmesi barışın şu an içinde bulunulan duruma razı olmak olduğunu teyit ediyor. En azından Kudüs bile, üzerinde görüşmelerin yapılacağı bir alan değildir. Kudüs’ten vazgeçme ve İsrail’in oradaki egemenliğini tanıma temeli üzerinde barışı kabul eden taraf, Amerika’nın sınırsız yardım ve desteğini kazanır. Kudüs’ün ister barış ister savaş yoluyla olsun özgürleşmesinde ısrar edenleri ise bombalar, füzeler, hapishaneler, ambargo ve açlık bekliyor. İsrail’in Kudüs’ü yıkma planı barışın imkânsız olduğu ve var olma adına verilen kavganın İsrail’in Mescid-i Aksa’ya düzenleyeceği en ufak bir saldırıyla patlak vereceği anlamına geliyor. Bütün Müslümanlar, Mescid-i Aksa ister yerin altından İsrail’in kazdığı tünellerle ister yerin üstünden bomba, füze ya da patlayıcılar kullanarak en ufak bir yıkıma maruz kalırsa intifada başlatacak. İslami öfke patlayacak ve Amerika’nın kuklası durumundaki rejimleri yok edecek. O zaman İsrail kendini sayıları 1,5 milyarı bulan milletten koruyacak –özellikle de İsrail’in Mescid-i Aksa’yı yıkma tehditlerinin Amerikalı cumhuriyetçi başkan adayının Mekke ve Medine’yi yıkma tehditleriyle bağlantısı olduğu zamanda- kimseyi bulamayacak. İsrail ve Amerikan söyleminin incelenmesi, istikrarın bir vehim, barışın imkânsız bir olgu olduğunu netleştirirken patlamanın da yakın olduğunu vurgular. Dr. Süleyman Salih Kaynak: FEM
2 月 28 日
|
|
|
mana yolcusu发表:
Bu Gece (Filistin)
Bu gece; Filistin demek istiyorum. Bu gece; hüzün olsun. Utansın müslüman başlar, gözler yere baksın. Dursun zaman bu gece. Diz çöküp ağlasın, her insan olan insan. Filistin Filistin diye diye. Cansız yere düşen, çocuk bedenlerini yazmak istiyorum. Şu dinmeyen kan gözyaşını, şu hiçe sayılmış milleti, isimsiz şu mezar taşını, anlatmak istiyorum. Filistin Filistin diye diye.. Hangi yana dönsem kan kan. Nedir bilmiyorum, buna seyirci kalan. Amma; ölen hayvan değil, insan ulan insan. Bağır bağır bağırıyorum, Filistin Filistin diye diye.. Duyarsız kalamadım, yazdım, yandım bu gece... Çöktüm Gazze köşelerine, ağladım.. Bir değil bin mermi yedim, öldüm ha öldüm. Bel kazma kürek, mezarımı kazdım bu gece... Filistin Filistin diye diye... Ali Binboğa
1 月 14 日
|
|
|
mana yolcusu发表:
FİLİSTİN
Çocuklar uyusun Bugün gök kararmış Bulutlar göğü sarmış Ağıt türküleri yakılmış Analar yüreklerini dağlamış Birazdan ölüm Birazdan ölüm gelecek Filistin ey filistinim Kudüs viran olmuş Ramallah kana boğulmuş Filistin zindan zulmünde amerika yazarmış Tağutlar yaşarmış Kuran söylüyor Zalimler böyledir diyor Bu kadar ölüm altında Bu kadar zulüm altında Neredesin ey müslüman Korkak,şerefsizce Kaleşçe,sinsice Sardı yarasalar karanlık çökünce Ve işte filistin açık zindan meydanlarında Güzel insanlar küfrün namlusunda Birazdan izzet Birazdan şeref Birazdan şehadet gelecek Zafer müjdesi verecek İNANANLARI MÜJDELE ZAFER YAKINDIR Ey Filistin Şan Filistin
12 月 28 日
|